hatirla

hatirla
BENİ GÜZEL HATIRLA

Beni güzel hatırla!
Bunlar son satırlar...
Farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından
ya da bir yağmur sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu...
Kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için.
Uyandın ve ben bittim...

Beni güzel hatırla!
Çünkü; sevdim seni ben, herşeyini...
Sana sırdaş oldum, dost oldum,
koynumda ağladın.
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini,
beni üzdün, kınamadım.
Alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım...

Beni güzel hatırla!
Sayfalarca mektup bıraktım sana.
Şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım.
Sakladım günahını, sevabını içimde
sessizce gittim...
Senden öncekiler gibi sen de anlamadın.

Beni güzel hatırla!
Sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar...
Gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım.
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka,
söylenmemiş "Merhaba"lar sakladım her köşeye
vedalar bıraktım duraklarda.
Ne ararsan bir sevdanın içinde
fazlasıyla bıraktım ardımda.

Beni güzel hatırla!
Dizlerimde uyuduğunu düşün,
saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı,
mutlu olduğun anları getir gözünün önüne.
Alnından öptüğüm dakikaları...
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
şaşırtmayı severim biliyorsun.
Bu da sana son sürprizim olsun.
Şimdi, seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla.
Gidiyorum...

# Posté le vendredi 23 juin 2006 11:54

unutum

unutum
"Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun.
Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun.
Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin.

Çalan bir müzik parçasının sözlerinde unuttun kendini.
Bir ağustos akşamında unuttun beni ve seni.
Süzülen damlaların sıcaklığında,
Sensiz bir gecenin sabahındaki hıçkırıklarda unuttun seni.
Terasda içilen bir bardak çayda
ya da bir bardak birada unuttun.
Bir mangal ateşinin sonrasında, yanmış közlerde unuttun.
Beyoğlu'nun o güzel sokaklarında,
O ıssız kalabalıkda unuttun kendini.
Söylenen yalanlarda, 'iyi ki varsın'larda unuttun seni ve beni.
Geceleri baktığımız o yıldızlarda unuttun bizi.

Bir daha birlikde çıkamayacağımız Yeniköydeki
çay bahcesinde, Papatya'da unuttun bizi.
Adını bir türlü koyamadığın
gelecekdeki güzel günlerimizde unuttun.
Beraber yakılan sigaralarda unuttun bizi.
Sen giderken bitanem,
SENİ BENDE UNUTTUN !!!."

# Posté le vendredi 23 juin 2006 11:47

kirildim

kirildim
Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi, paylasacak hiç bir seyimiz yok.
Yine de yüregimden gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum,
seninle konusuyorum... Bugün sana olan kirginligimi rafa kaldirdim,
sevgimi aldim avuçlarimin arasina, ona siginiyorum... Cümlelerimi kisalttim,
kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen dudaklarimda...

Bir ihtimal gelisine sigindigimi farkettiysem de, engel olamadim gurursuz
ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hos tutmak istiyorum,
imkansiz olan her rüyaya inanasim geliyor... Bir çocuk gibi
isteklerimi bastiramiyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor,
sana halen bende oldugunu israrla yazmaya çalisiyorum... Bende olan seni,
hiç kirmadim, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin
nasil oldugunu, gülüp gülmedigini anlamsiz bir sikintiyla merak ediyorum...

Içimdeki güzelligine inanip inanmamani artik umursamiyorum!
Üsüyorum, bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi...
Tutunabilecegim hiçbir güzellik yok, hatirlamaktan usanmayacagim
anilarim disinda... Isinabilmek için onlara sariliyorum...
Anlamsiz ve cevapsiz sorular hihzirca siritiyor, ben görmemeye
çalisiyorum...
Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakindi...Belki de görmeyi istemek gerekiyordu...
Gözlerini aç desem kapatacaksin
ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldim ama bakmadim
falima... Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis
itiraf etti sonunda... Düsüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil...
Gelseydin, kendimi unutup sana kosacaktim, susturacaktim içimdeki isyani,
kavgalarin ortasinda bir günes gibi dogup isitacaktim yüregini,
sevinçten aglayacaktim bu defa, mutluyken hemen sarhos olmusum gibi,
dokunacaktim, sarilacaktim. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
hiç niyetin yoktu aslinda... Kendimi kandirdigimi anladigimda agliyordum...

Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken, simdi
ayriligin ardindan çalinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormus
gibi geliyor... Sevdigim ne çok sarki varmis, bunu senin gidisin gösterdi bana...
Her sarkida sen varsin, her yerde, her gördügüm insanda, denizde,
gecede, uykumda... Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
Bu bir marifetse eger, neden benim yanimda degilsin ki?
Gözyaslarim asilligini yitiriyor ve yenik düsüyorum sevdana...

Gittin! Belki de hiç gelmemistin ben, geldigini sandim... Ayak uyduramadim
yorgunluguna... Dudaklarina düslerindeki öpüsü konduramadim...

Kimi zaman bir çocuk oldum gülüslerinde simaran,
dokunuslarinda kendini bulan... Ama! En çok da imkânsizin oldum...

Her gelisimde bir kez daha gönderdigin oldum... Inanamadigin, Yenemedigin,
üzerinden atlayamadigin korkularin oldum... Agladigin, bagirdigin ya da
sustugun isyanin oldum, sessizce bosalan gözyaslarin, birikmisligin oldum...
Yüregindeki sevda ben olmak isterken yüregine siginan ve tozlanacak olan
bir ani oldum... Haketmediklerin, artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken
belki de hiçbir seyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum?
Sesin hep uzaklari çagiriyordu, ben üstüme alindim, sana geldim...
Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim?

Simdi bir mevsimlik ask kaldi avuçlarimda sadece bir mevsim yasanan
ama bir ömür gibi gelen ask... Kalbime henüz söyleyemedim gittigini,
ögrenirse onun da aci çekmesinden korkuyorum... Seni halen
benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...
Gittin! Sevdamin yokluguna alisabilirim belki ama sesinin uzak yollarin
sonunda olmasi acitiyor içimi... Suskunlugun en büyük silahindi,
suskunlugunla vurdun beni asil aci olan, canimi acitan unutulmak...

Söylesene unutulmak kime yakisiyor?
Unutan sen olsan da sana bile yakismiyor ...

Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak
sende daha güzel duruyor... Görüyorsun iste, sevda'ma ve sana ihanet etmiyorum
benim kirginligim ask'a... Sen üstüne alindin...

# Posté le vendredi 23 juin 2006 11:45

unutamadim

unutamadim
UNUTAMIYORUM

Unut demek kolay gel bana sor bir de
Unutamiyorum iste unutamiyorum
Bir sey var suramda beni kahreden
Suramda tam yuregimin ustunde
Cakili duran bir sey var
Elimde degil sokup atamiyorum
Dalip dalip gidiyor gozlerim derinlere
Kimi gorsem biraz sana benziyor
Seni hatirlatiyor su bulut su gokyuzu
Su kayalari doven deniz
Su huzunlu melodi su napoliten sarki
Bir zamanlar beraber dinledigimiz
Boyuna seni dusunuyorum durmadan usanmadan
Simdi diyorum o ne yapiyor acaba
O guzelim gozleri kime bakiyor
O canim elleri nerde
Oysa gunler o gunler degil
Aksamlar o aksamlar degil
Ve kalan simdi sadece ozlemin gecelerde
Durup durup seni buyutuyorum icimde
Seninle acilar buyutuyorum
Yeni yeni kederler buyutuyorum dayanilmaz
Kirli sular yuruyor iliklerime
Bir zehir karisiyor kanima anliyor musun
Bir daha gorsem seni diyorum bir daha gorsem
Bir gun olsun bir dakika olsun
Unut demek kolay, gel bana sor bir de
Hatirladikca gozyaslarimi tutamiyorum
Dilimin ucunda sen
Basimin icinde sen
Kader misin, ecel misin nesin sen
Unutamiyorum iste unutamiyorum

# Posté le vendredi 23 juin 2006 11:43

gercek bir ask

gercek bir ask
Gerçek bir ask hikayesi


Bir kız ve bir delikanlı, bir motosikletin üzerinde 180 Km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;
Kız: Lütfen yavaşla, ben korkuyorum
Delikanlı: Hayır, bak ne kadar eğlenceli
Kız: Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
Delikanlı: Peki, beni sevdigini söyle
Kız: Seni çok seviyorum, lütfen yavaşla
Delikanlı: Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız delikanlıya sıkıca sarılır
Delikanlı: Şapkamı alıp, kendine takar mısın? Başımı çok sıktı..
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet Kazası; Motorsiklet, fren arızası “nedeniyle, bir binaya çarptı. Üzerindeki 2 kişiden sadece biri kurtuldu. Gerçek ise şöyleydi; Yolun yarısında, delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti. Bunun yerine, kızdan kendisini sevdiğini söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı. İşte gerçek aşkın anlamı da buydu

# Posté le vendredi 23 juin 2006 11:41